UA-50640067-1
23.08.2019 - Anadolu'nun İnteraktif Web Sitesi

Teslimiyetin Sembolü Kurban ve Kurban Bayramı

Teslimiyetin Sembolü Kurban ve Kurban Bayramı

Biz Müslümanlar için dini bayramlar ortak değerlerimizin en başında gelenidir. Aile bağlarının zayıfladığı şu günlerde bayramlar sayesinde hatırlarız birbirimizi. Bayramlar birlik, beraberlik ve milli duygularımızı bir nebzede olsa artıran güzel günlerdir. Hüznümüzü, acılarımızı ve sevinçlerimizi paylaştığımız bu müstesna günlerde küskünler ve dargınların da barışma zamanıdır.

Biz Müslümanların Ramazan ve Kurban Bayramı olmak kaydıyla iki büyük dini bayramı vardır. Kurban terim olarak “yaklaşmak, Allah’a yakınlık sağlamaya vesile olan şey” anlamına gelir. Teslimiyetin sembolü olan Kurban Bayramında gönüller Allah’a daha bir yaklaşır.

Kurban Bayramı telaşı aynı Ramazan ayı yaşadığımız telaş gibidir. Bayrama bir ay kala kurban pazarları kurulur ve inek, koyun gibi kurban edilmesi hak olan kurbanlıklar görücüye çıkar. Bu süreçte kurban edeceği hayvanı yakından görme fırsatı bulan müminler; alacakları kurbanlık için pazarlık yaparak bütçesine göre bir kurbanlık seçerler ve bayramı beklerler.

Bayramın ilk günü sabahı Bayram namazı sonrasında kurbanlar kesilmeye başlanır.
Kurban etinin üçe bölünmesi gerekir bir hisse yoksul ve muhtaçlara dağıtılır, bir hisse bayramlaşmaya gelen eş dost ve komşulara ikram edilir, geri kalanı da kurban kesen kişinin evinde kalır. Kurban Bayramı bolluk ve bereketiyle beraber gelir yoksul ve muhtaçların evine kurban kesenlerden hisse düşer. Her yeri buram buram et kokusu sarar.

Hz. Âdem zamanından beri Allah için kurban kesilmektedir ve kurbanda asıl olan niyet, ihlas, samimiyet, takva ve teslimiyettir. Nitekim bir ayette “ onların (kurbanların) ne etleri ne de kanları Allah’a ulaşır. Fakat O’na sadece sizin takvanız ulaşır” buyrulmaktadır.

İslam âlim ve müçtehitleri kurbanın hükmü hakkında ihtilaf etmişlerdir. İmam-ı Azam Ebu Hanife’ye göre kurban vaciptir. Delili “Rabbin için namaz kıl ve kurban kes” ayeti kerimesi ile Peygamberimiz’in “ Ey insanlar, her sene her ev halkına kurban kesmek vaciptir” hadis-i şerifi ve “ Kimin hali vakti yerinde olur da kurban kesmezse namazgâhımıza yaklaşmasın” hadisindeki vaîd (korkutma) dır. Yani İmam-ı Azam diyor ki kurban vacip olmasaydı, Resulullah onu terk edene böyle bir tehditte bulunmazdı. Öte yandan Hz. Peygamber kurban kesmeyi hiç terk etmemiştir.

Şafii, Maliki ve Hanbeliler ile Hanefilerden İmam Ebu Yusuf’a göre ise kurban sünnet-i müekkededir. Delillerinden bazıları şu hadis-i şeriflerdir : “ Bilinen on gün girdiği vakit, elinde kurbanı olup kesmek isteyen kimse (bedeninden) asla bir kıl almasın, tek bir tırnak kesmesin” “Üç şey vardır ki bunlar bana farz size nafiledir. Onlar da vitir, kurban ve kuşluk namazıdır.” Kurbanın sünnet olduğunu savunanlar, Kur’an’da bu konuda açık bir emrin olmadığından, Resûl-i Ekrem’in devamlı yapmış olmasının kurbanın sünnet olmasıyla da açıklanabileceği noktasından ve bu yöndeki sahabe uygulamasından hareket ederler.

Fatih ŞAHİN / ANKARA

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
pendik escort
kartal escort